top of page

RF (Radyofrekans) Ablasyon

Radyofrekans ablasyon.jpg

RF Ablasyonu nedir?

RF ablasyon, elektrik enerjisini ısı enerjisine çevirerek, ortamı yaklaşık 100 santigrad dereceye kadar ısıtarak kanser dokusunda tahrip yaratan bir tedavi metodudur. Prensip olarak bu yöntemde, elektrik enerjisi ile dokudaki moleküller titreştirilerek moleküllerde birbirlerine sürtünme yaratılarak ısı oluşturulur.

rf friction.png

Elektrik enerjisi ile dokudaki negatif ve pozitif yüklü iyonlar ileri geri hareket ettirilerek sürtünme etkisi ile ısı oluşturulur.

RF ablasyon tedavisinde elektriksel akımın devamını sağlamak için eski tip cihazlarda hastanın ayak bileğinden kablo ile bir devre oluşturulmaktadır. Yeni tip cihazlarda buna gereksinim kalmamaktadır.

rf current.gif

RF ablasyon tedavisinde, kanser dokusu tomografi veya ultrason kılavuluğunda görüntülenerek,  görüntüleme eşliğinde RF iğneleri kanser dokusu içerisine yerleştirilir. Bu işlem anestezi altında (lokal veya sedasyon ile) yapıldığı için hasta bu aşamada ağrı hissetmemektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

RF ablasyon hangi durumda kullanılır?

Radyofrekans ablasyon (RF ablasyon) en sık olarak karaciğer kanserlerinde (HCC) veya karaciğere metastaz (sıçrama) yapan kanserlerde kullanılmaktadır. 

Günlük pratikte karaciğere en çok sıçrama yapan kanserlerden kolon kanseri en sık RF ablasyon yapılan kanserlerdendir. Ancak diğer kanser türlerinin karaciğere metastazlarında da kullanılabilir. Böbrek, meme, akciğer, pankreas , mide gibi diğer organların metastazlarında da kullanılabilir. Ancak metastatik hastalarda yarar-zarar gözetilerek uygulanmalı, gerekirse RF yerine  embolizasyon yöntemleri seçilmelidir.

Karaciğerin kendi kanseri hepatoselüler kanserdir (HCC). Ayrıca karaciğer içerisinde safra yollarından gelişen kolanjioselüler kanser de bulunabilmektedir. Bu iki tür kanserde de dikkatli bir değerlendirme sonucunda RF ablasyon uygulanabilir. Özellikle HCC'de (hepatoselüler kanserde) kanserin belirli bir büyüklüğün üzerinde olmaması, karaciğer içerisindeki damarlara sirayet etmemiş olması ve ana safra kanallarına bitişik olmaması durumunda RF ablasyonu uygulanabilmektedir. Bu durumların varlığında ise hasta RF ablasyon yerine embolizasyon metodları ile tedavi edilirler. 

Ayrıca karaciğer kanseri olan siroz hastalarında, karaciğer nakli için bekleme sürecinde, nakile kadar geçen zaman diliminde hastalığın yayılması ve büyümesi engellenerek hastanın nakil şansını kaybetmesi engellenir.

RF ablasyon yapılabilmesi için;

-Kanser odağının belirli bir boyutun altında olması

-Kemoterapiye cevap vermemiş olması veya kemoterapi ile birlikte planlanması

-Hastanın ameliyat şansının olmaması, veya hastada ameliyat yapılamayacak bir durum bulunması

-Karaciğerdeki odakların küçük ancak çok sayıda olması

gerekmektedir. Ancak işlemi yapacak operatör tarafından hastanın karaciğeri, karaciğer içerisindeki damarlanmalar, safra yolları , kanserin karaciğerindeki yerleşimi ve diğer tüm detaylar dikkatlice incelenmektedir.

RF ablasyon veya bazı durumlarda mikrodalga ablasyon yapılamayacak durumlarda özellikle karaciğer kanserlerinde veya karaciğere sıçramış kanserlerde radyoembolizasyon (mikroküre, Y90) veya kemoembolizasyon (TAKE, TACE) yöntemleri kullanılabilmektedir.

RF ablasyonu sonrasında olası komplikasyonlar?

RF ablasyonu morbidite (ablasyona bağlı hastalanma) ve ölüm ihtimali düşük bir işlemdir (%5'in altında). Tümörün boyutu arttıkça, kullanılacak iğne sayısı arttıkça, tümörün lokalizasyonu yerleşimi kritik ortanlara yaklaştıkça işlemde oluşacak olası komplikasyon ihtimali artmaktadır. Hastanın genel durumu, kan tablosu, performansı da işlemin sonuçlarını etkilemektedir. Bu nedenle işlem öncesi dikkatli bir klinik değerlendirme ve görüntülerin titizlikle incelenmesi gerekmektedir. Ancak tüm bunlara rağmen komplikasyon oranı kabaca %5'in altındadır.

RF ablasyonu sonrası hastalarda post-ablasyon sendromu denen bir tablo yaşanmaktadır. Ağır gir gribal durum benzetmesi yapılmaktadır. İşlem sonrası bu durumda şu belirtiler görülmektedir;

  • düşük ateş

  • yaygın kas ağrısı

  • halsizlik-kırgınlık

  • bulantı

  • bazen kusma

Bu tablo geçici bir tablo olup bir hafta içerisinde düzelmektedir. Hastalar bu dönemde semptomatik ilaçlarla tedavi edilirler (ağrı kesici-ateş düşürücü vs gibi).

İşlem sonrası kontroller nasıl yapılmaktadır?

İşlemden sonra hastalar başka bir ek hastalık olmaması ve hastanın performansının iyi olması durumunda gözlem ve takip amaçlı ortalama 1 gün yatırılmaktadır. İşlemin ertesi günü kan tahlilleri ile, özellikle karaciğer fonkisyonları ile hasta kontrol edilmektedir. İşelmden sonraki 6-8 haftalık periyotta işlemin etkinliğini görmek için BT (tomografi), MRG (emar), ultrasonografi veya PET/CT gibi görüntülemeler yapılmaktadır. Bazen işlemin etkinliği daha uzun bir süre sonra da anlaşılabilmektedir (3-6 ay gibi).

ablasyon şeması.jpg
rf_iğneleri2.jpg
rf_iğneleri.jpg

RF ablasyonda düz uçlu ya da şemsiye tipi iğneler kullanılarak kanser dokusunda ablasyon yapılmaktadır.

bottom of page